Biz...

1992 yılında turizm ile uğraşıyorduk.. Ve herşey birlikte çalıştığımız otellere ve firmalara yılbaşı için bir hediye göndermek fikri ile başladı. Babamla oturup düşündük, düşündük ve tekrar düşündük..Sonunda yediklerinde ağızlarının tatlanacağı lokum ile bize ulaşmalarını sağlayacak kartvizitlerimizinde içinde olduğu bir kutu göndermeye karar verdik.. Ama kutumuzun da atılmayıp daima kullanılabilmesi için ahşap olmasını ve bu şekilde hep göz önünde bulunabileceğimizi umduk..ve hepsini tek tek kendimiz götürerek tüm çalıştığımız yerlere bıraktık. Hakikaten de umduğumuzu bulduk, hatta farklı bir şekilde bulduk..Gönderdiğimiz bazı oteller bizden tekrar ahşap kutu istediler. Otellere “ hediye olarak göndeririz tabi “ derken; babamla bu kadar hediyenin altından nasıl kalkacağımızın hesaplarını yapmaya başlamıştık ki, “ yok öyle değil “ dediler. Meğerse içinde kuruyemiş ya da lokumla doldurup bütün odalara koyacaklarmış.. Bir tanesi hemen 500 adet istedi. Hımmm ! tamam dedik, döndük ahşap kutuları yaptırdığımız firmaya. Abi bize 500 tanede daha yapar mısın diye sorduk; yaparız ama 2.500.000 lira dedi. ( 2.50 TL ). İlk siparişi 2.000.000 liradan yaptırmıştık..Bir daha kolay kolay istemeyeceklerini düşünüp neyse yapalım bari dedik.. Yaptık verdik..çok kısa zaman sonra 500 adet daha istiyoruz dediler..Aynı fiyatla kabul ettik.. nede olsa para kazanacağız zannediyorduk :)..Haydii gene ararsın kutucu firmayı hooop fiyat 3.000.000 lira??. Bu döngü bir müddet böyle devam etti. Müşterilerimiz çoğaldı..Onlar istedi biz sipariş verdik gelen her sipariş bir öncekinden fazla şekilde geliyordu. Ve kutu fiyatları da hep artıyordu..birgün artık dayanamadık ve kutucuyu İstanbul'a çağırdık.. dedik ki “ Abi bu durum nasıl olacak her defasında zam zam zam ! “..adam da dedi ki “bu kutuyu bir tek ben yapıyorum benden başkası yapamaz bunları “.

 

İşte sihirli kelimeyi söylemişti. 

   ​

Hemen bir marangoz atölyesi açıverdik. Eeee parada var tabi o zamanlar. Makineler alındı bütün sistem kuruldu tek bir sorun kalmıştı kim üretecekti :). Herkesin bir marangoz tanıdığı olduğu dönemlerde bizde tanıdık olan arkadaşa gittik. Olm şu kutulardan yapar mısın dedik. Öylece baktı yüzümüze. Bakma yap işte, hadi lan yaparsın olm sen gibi gaz vermelerimiz sonuç verdi. Al takke ver külah aldık bizim atölyeye getirdik adamı. Ve kutu üreticisi olduk..Hem turizm şirketini hem atölyeyi aynı anda götürmeye başladık... İnternetin olmadığı o zamanlarda babam birgün şirkette  oturmuş kutuların arkasına irtibat bilgilerimiz olan kaşeyi basarken hayatımız toptan değiştirecek o telefon geldi..İngiltere de lokum işi yaparken sen kalk tatile Bodrum'a gel, bizim kutuları gör, götür memleketine ve de ki biz bütün ürünlerimizi bu kutuların içinde satalım. Kutunun arkasındaki telefon dan bizi ara ver 275.000 adet siparişi.. Dedik ki biri kesin işletiyor bizi. Karşı taraf diyor ne zaman teslim edersiniz, biz diyoruz haftaya  işletiliyoruz ya kesin rahatız yani. “ Ya arkadaş biz daha haftada 500 adet zor yapıyoruz ne 275.000 i “ diyemiyoruz tabi. Neyse telefon görüşmesi uzadıkça anlıyoruz ki adamlar ciddi. Haydi hoop İngiltere' yle görüşmeler pazarlıklar filan derken iş kalıyor üzerimize. Hemen makine parkuru 3 e, eleman sayısı 25 e katlanıyor, zaten çalışan 2 kişi. Sonrası 8 yıl aralıksız ihracat. Yüzlerce firma, onlarca holding, milyonlarca ahşap kutu ve paha biçilemez dostluklar.

         

İşte böyle başladı bizim ahşap kutuya olan tutkumuz ve sevdamız. Hiç bitmeden hatta daha da artarak aşka dönüştü. Hep doğru ve güzel işlere imza atmaktan, sektöre çok sayıda eleman ve Firma kazandırmaktan da oldukça mutlu ve gururluyuz...

 

25 sene geçmiş… Dile kolay bir ömür.

 

bu birikimimizin, profesyonelliğimizin,  işimize olan saygımızın,  sevgimizin gücü ve rüzgarı ile daha nice 25 seneleri birlikte geçirmeyi temenni ediyoruz..

 

ve son olarak diyoruz ki...

 

Birlikte çalışalım..

Çünkü biz bu işi çok iyi biliyoruz.!